Lilypie Kids Birthday tickers

3 Eylül 2008 Çarşamba

IŞINLAMA ARACI

_ Şimdi jet hızıyla kapının önüne ışınlanmak istiyorum.
_ Yok ya kapının önünde ne işin var, ışınlanmışken içeri kadar ışınlanalım.
_ Hemen eve gidip rahatlamak istiyorum.
_ Sen mi ben mi? Evimi çok özledim.


Yukarıdaki yorgun çift evde olmanın hayalini kurarken onları gerçekçi bir şekilde eve rahatça götürecek bir otobüs firması aramaya başlamıştı.
Çok uzun bir yol değil şunun şurası 3-4 saatlik bir yoldu ama.. Daha önce hiç denemedikleri firmanın önüne geldiler. O bölgede yeni çalışmaya başlayan bir firmayı denemeye karar verdiler. 15-20 dk sonrasına yer buldular ve beklemeye başladılar.

Ve otobüsleri daha doğrusu ışınlama araçları gelmişti. Bagajlar verildi görevliye, bagaj fişleri alındı. Biletteki numaralara göre otobüsteki yerlerine geçildi. Gerçekten ışınlama aracı gibi bir şekli vardı ve çok yeni, rahat bir araçtı bu (NEOPLAN).


“Doğru tercih” diye kendileriyle gurur duyarak yolculuklarına başladılar, başlarına geleceklerden bihaber.

Otobüsteki görevliler de fena sayılmazdı.

Hatta bundan sonra hep bu firmayı tercih etmeyi düşünüyorlardı.

Yol boyu “YAVRU KUŞLARIYLA” beraber denizi, ağaçları, arabaları, kuşları gözlemlediler. Yavru kuş bir ara uyuklamaya başladı anne kuş ve baba kuşun kucağına uzanarak. O esnada molanın başladığını duyurdu acemi hostes yarım yamalak. Yine de ne demek istediğini anlayan yolcular dinlenme tesislerinde gerekli ihtiyaçlarını gidermek üzere aracı terk ettiler.

Baba kuş yavru kuş ve anne kuşa yiyecek bulmak üzere ışınlama aracından havalandı:) :) Gagasında köfte ekmeklerle geri döndü:)
Obur anne kuş çok acıkmıştı. Yavru kuş uyanana kadar yemekler de yenildi. Mola bitti yolculuk başladı.
Yavru kuş uyanınca yemeğini yedi, bir ara canı sıkıldı yandaki boş koltuğa geçti.


Yol kısalmış mesafe azalmıştı.
Bir süre sonra otobüs otogara girdi, bütün yolcularda bir panik bir panik. Kapı önünde yığılmalar başladı.

Yorgun çift bu duruma bir mana verememekle beraber gereksiz buldu. Yolcuları otogarın alt katında indireceklerdi.
Anne kuş ve baba kuş bu karanlık bekleme salonunu hiç sevmediklerini söylediler birbirlerine. Karmaşık karanlıktı.

Baba kuş önden indi hemen ardından da yavru kuş ve annesi. Bagajlarını almaya yöneldiler. Bagajlarının ikisini aldılar ama asıl büyük bagaj yoktu diğerlerinin yanında.
Anne kuş bagaj fişini gösterip tarif ediyordu. Diğer tarafa geçilip bakıldı ama yok. Bir başka bagaj bırakılmıştı onun yerine.
Çok hızlı olunmalıydı. Çünkü daha yolcular yeni inmişlerdi fazla uzağa da gitmiş olamazlardı. Anne kuş servislere bakmalarını önerdi. Baba kuş hızla servisleri gözden geçirip geldi. Ama yoktu.

Bu arada ortalarda “Sakin olun diye dolaşan” muavin yaptığı yanlışı düzeltme çabasındaydı. Ama çok yetersizdi.
Hep aynı sözleri söyleyip ÇOK LAF,AZ İŞ mantığındaydı.

Bu duruma daha fazla seyirci kalamayan anne kuş çıkıştı:

_ Bana sakin olun demeyi bırakıp bir şeyler yapar mısınız? Henüz valizimiz buralardayken bulunması daha kolay olur. Sonrası zorlaşır. Gerekirse servisleri durdurup tek tek valiz kontrolü yapalım, dedi.

Bir hızlanma olur gibi oldu.
Tıpkı filmlerdeki gibi insanlar, valizler hepsi birbirine benzemeye ve anne kuşun üstüne gelmeye başlamıştı.

Her yanına koştuğu valiz onların valizine benziyor ama yaklaşınca değişiyordu.Vee yolcular dağılmaya başlamış ortalık sakinleşmişti. Valizin bulunma ihtimali azalıyordu.

Muavin bey yukarı müşteri hizmetlerine çıkıp durumu anlatmalarını, kendisinin karşıya devam edecek olan otobüste görevli olduğunu, ellerinde kalan valizi de firmaya teslim etmeleri gerektiğini söyledi.

O ana kadar oldukça sakin durmaya çalışan anne kuş cazgırlaşmıştı artık:

_Yeteeer! Valizimizi bagaj fişine bakmadan yanlış bir şekilde verip, hiçbir şey olmamış gibi yola devam edeceksiniz, elimizde kalan valizi de alacaksınız, bir de üstüne üstlük biz kendi kendimize müşteri hizmetleri denen zıkkımın köküne gidip dert yanıcaz.Yok öyle yağma!(Eli bagajın kapağında) Şimdi bu bagajı açacaksın bırakılan yanlış valizi bize vereceksin ve bizimle müşteri hizmetlerine gelip yediğin naneyi anlatacaksın, bir de bana sakin ol cart curt demeyeceksin, dedi.

Bu kadarını yapmayı kabul eden muavin denilenleri yapıp mağdur aileyi müşteri hizmetlerine çıkarıp durumu anlattıktan sonra yok oldu. İyi ki de yok oldu. Akıbeti pekiyi olmayacaktı çünkü.

Müşteri hizmetleri yemek yemekle meşgul olduğunu söyledi gıcık gıcık. Anne kuş geçen zamanın aleyhlerine olduğunu düşündükçe deliriyordu. Yapacak pek fazla da bir şey yoktu artık. Beklediler yemek yemelerini de.

Açılan kapının ardındaki yorgun görevli baştan pek bir sert ve mecburi yaklaşımlarda bulundu.
Tutanak tarzında bir şeyler tutuldu.
Valizin içinde ne var diye soruldu…
İşte o sorudan sonra anne kuş dağıldı, gözleri doldu veeee…
Baba kuş yine “BABA” gibi davranıyordu oldukça sakindi.
Anne kuşa bakıp:
_ Üzülme geri gelecek, dedi.

Anne kuş baba kuşun bu sözünden biraz güç aldı. Burnunu çeke çeke ağlamaya son verdi ama çok üzgündü.

Ellerinde kalan valizin üzerine bakıldı numara isim yoktu. Valiz görevliyle birlikte açılıp içinde bir isim, bir ipucu bulunmaya çalışıldı. Anne kuş o anda biraz hoyrat davranıp eşyaları hırpaladı( bu durumdan dolayı kendine kızgın hala)
Ama kendince haklıydı o da. O dikkatsiz insanlar kırmızılı lacivertli bir valizle grili siyahlı bir valizi nasıl karıştırmış olabilirlerdi ki, nasıl?
Hadi o da bir kenara kendi valizleri boş denecek kadar hafif, aldıkları ise tıka basa dolu, ağır bir valizdi. Bunu da mı fark etmemişlerdi?
Kızgınlığını susturup, durdurup zamana bırakmak istiyor ama bir türlü sakinleşemiyordu.

Baba kuş yine teselli etti:

_Sana geri gelecek diyorum, bak göreceksin.


Öfff öf. Hava sıcak, yavru kuş uykusuz, perişan…
Eve ışınlanmayı düşünürken kaç saattir valiz peşindeydiler. Oysa eve gidecek enerjileri kalmamıştı onların.
…………..
Bu arada firmanın müşteri hizmetlerine bin bir türlü sıkıntı geliyordu çözümlenmek üzere. Ne zor işti bu böyle. Yok biletini alıp vazgeçen, yok parası olmayıp evine dönemeyen… Tehditler havalar da uçuyordu. “Bak ben şuralıyım ha ona göre, ben şunu yaparım ha ona göre” Daha neler neler…

Anne kuş ve baba kuş hem yorun hem şaşkındılar.Böyle olaylar hep filmlerde oluyor sanıyorlardı. Akla gelmeyen iş başa gelmişti işte.

Sonra isim listesine bakıldı, bazı yolcuların numarası vardı bazılarının yoktu. Birkaç numara arandı, bazısına ulaşılamadı, bazısı cevap vermedi. Hani bilet alırken telefon numarası sorarlar ya, meğer ne kadar gerekli bir şeymiş.

“Siz evinize gidin, biz sizi ararız” denildi.
Yapılan ısrarlarla devam eden arama çalışmalarının arkası bırakılsa devam etmeyeceği ortadaydı. Anne kuş ve baba kuş eve gitmeyeceklerini bulunana kadar orda kalacaklarını söylediler.

Tam da o sırada bir ipucu bulunmuştu galiba.
İndikleri otobüsün şoförü arıyordu ve muavin beyin dediğine göre Sivas’a gidecek bir çift var imiş yolcuların arasında, çok aceleciymişler, belki onlar olabilirmiş.

19: 30 a biletleri olduğunu söylemişler.
İhtimal…
19: 30 Sivas otobüsünün şoförü aranmaya başlanılıyor. (Tabi aynı firmayla mı devam edecekler acaba? Orası otogar Türkiye’nin her yerine giden bir sürü firma var. Dahası yurt dışına bile gidebilirler.)

Şoför beyin 3-5 tane hattı var ama hiçbirine cevap vermiyor.
Aramalara devam ediliyor.
Müşteri temsilcisi, baba kuş, anne kuş her biri ayrı bir hattını arıyorlar şoför beyin. Ama cevap yok.

Bir süre beklemedeler yine.
Hiç akla getirilmeyen bir ihtimaldi bu oysa.
Onlar yanlış alan yolcunun İstanbul içinde evlerine varmaya çalıştığını ve hala eve varamadığı için onlara ulaşamadığını düşünüyorlardı. Tabi vicdan sahibiyse zat-ı muhteremler.

Geçen uzun zaman ve denemeler.
_Evet evet açtı açtı, diyor baba kuş.

Görevli bayan telefonu alıp şoföre durumu anlatıyor, anlatıyor.Aracınızda şuradan gelip şuraya giden bir çift var, muhtemelen yanlış valiz almışlar, telefonu onlara uzatabilir misiniz, diyor.

Telefon elden ele tahmin edilen yolculara uzatılıyor, karşı taraf ilk anda hayır biz yanlış valiz almadık diye tepkili. ( Hem suçlu hem güçlü, yavuz hırsız ev sahibini bastırır…. Daha ne denilir bunlara, hangi atasözü kullanılırdı ki?)
Görevli elde kalan valizin içindekileri sayınca durum kabulleniliyor. (Kendi eşyalarını bari tanıdılar sonunda)

Araç henüz Adapazarı’na girmek üzereymiş. Gireceği bir benzin istasyonundan tanıdık biri bulunarak valiz tespit edilmek üzere araç durduruluyor.

Renk boyutlar tamam deniliyor(anne kuş sevinçten uçacak) peki ya üzerindeki isim?

_Üzerinde ismim yazılıydı, telefon numaralarım vardı.
_....
_O mu, doğru mu?

Hepsi okunarak tasdik ediliyor.

VALİZ DOĞRU.
Açılmaması özellikle vurgulanıyor.

Vay be. İnanılası bir şey mi bu şimdi?
Valizcağzı nerelere gidiyordu anne kuşun. Nerelerden geri dönüyordu?

E biraz mucize. Şükürler edildi. Teşekkürler.

Ertesi gün öğleden sonra valiz ellerine ulaştı.

EKSİKSİZ.

Firma yetkililerine hem kızgın hem müteşekkirler şimdi. Yapılan hata muavin beye ve aceleci, dikkatsiz aileye de ait. ( Onların valizine kısa bir not yazıp içine koymayı düşünmüştüm ama karmaşa da unutmuşum)

Ancak bulmak için gösterdikleri çaba da küçümsenemez doğrusu. Amerikan filmi gibi bir arama kurtarma çalışması yürütmüşlerdi.

Ancak gece yarılarına kadar otogar çilesi çeken şu aileyi hiç değilse evlerine kadar bıraksaydılar bir özür olarak kabul edilebilirdi.

Böyle durumlarda kaybolan valiz için ödenen maddi tutar biletinizin iki katı oluyormuş bunu öğrendiğimde gerçekten çok sinirlendim. İçindeki bir parça kıyafeti bile ödemeyen bir tutar… Kaybedilene mi yanarsınız, çektiğiniz sıkıntıya mı?


SİZ SİZ OLUN, VALİZİNİZE İSMİNİZİ CİSMİNİZİ YAZMAYI UNUTMAYIN.VE OTOGARA GİRER GİRMEZ KAPI ÖNÜNE YIĞILARAK İLK İNENLERDEN OLUN. VALİZİNİZİ KAPTIRMAYIN:) :) BAGAJ FİŞİ Mİ, O DA NE, NE İŞE YARAR Kİ?

17 Comments:

Şirin said...

canım yaaa çok geçmiş olsun..gerçekten çok sinir bozucu bir olay olmuş..

ama neyseki valizinize kavuşmuşsunuz..

sevgiler,

gül said...

büyük geçmiş olsun ne olmuş öyle bir nefeste okudum inan
ben de sinir olurum böyle durumlara ama şükür ki bulmuşsunuz gerçekten film gibi...

Ayşe said...

inan bir nefeste ve panik icinde okudum, neler yasamissiniz oyle. muavin e cok kizdim, hele daha valizlerini bilemeyen cifte daha cok kizdim...gerci ne biliym oldu mu oluyor, buyuk konusmamak da gerek ama kizdim iste...

ama alinmasi gereken en buyuk ders;valizlere isim ve telefonun yazilmasi gerektigi sanirim. ilk seyahatte yapicam insaallah....

sühendan said...

Tam filimlik olmuş gerçekten.Geçmiş olsun.Bulunması bile büyük mucize.Çünkü bu tarz şeyler de bavul gitti mi gidiyor.Tekrar kavuşmak zor.Şansınız varmış da tahmin edilen ailedeymiş ve o aile aynı firmayla devam etmiş yolculuklarına.

Allah bir daha yaşatmasın.

RUMEYSA said...

okurken işin nereye varıcağını hiç tahmin edemedim bi solukta okudum ama sizin adınıza çok üzüldüm valla :)

bu arada ışınlanma aracı bozuk çıkmışşş :)

KelebekGibi said...

Bir daha böyle birsey yasamazsiniz insallah:)
ve hayirli Ramazanlar diliyorum :)

Blogum acilmiyordu bir ara sablonu degistirdim, resimlerin acilmasi lazim ama, sevgiler.

уαѕємiη said...

canımm ya başınıza neler gelmiş
bir solukta okudum türk filmni gibi olmuş

şükürler olsun mutlu sonla sonuçlanmış

Kaan-Sevil said...

Gerçektende sinir bozucu bir gün yaşamışsınız dikkatsiz ve aceleci insanlar yüzünden. Geçmiş olsun.

Tabiat Ana said...

mutlu sonla bitmesine sevindim :)Ama peşini bıraksaymışsınız bulamazdınız gibi geldi bana.
geçmiş olsun...

siyap said...

yasemincim ne şans valla!karışması çok büyük talihsizlik olmuş ama bulmanız da büyük şans,verilmiş sadakanız varmış derler ya tam bu durumu özetliyor...
valizin bulunmuş olmasına çok sevindim heyecanla okudum sonuna kadar :)
öpüyoruz,sevgileeer...

AYSUN said...

Bir çırpıda okudum ve şok oldum:( Ne kadar vurdumduymaz insanlarmış o valizi alıp gidenler... Neredeyse telefonu yüzünüze kapatacaklarmış...Sonu iyi bitmiş ya buna çok sevindim...

Hepimize ders olsun. Valizlere isim yazmak lazım:)

Ülkü said...

cok gecmis olsun gercekten.. iyiki israrci davranmista eve gitmemissiniz, yoksa zor bulunurdu heralde..

hayirli ramazanlar..

Yaşamın Kıyısında said...

Bulunabileceğine hiç ihtimal vermeden okurken,sonunda bu şekilde bulunduğuna şaşırdım.
Peşinde olmasaydınız imkanı yok bulunması çok zor olurdu.
Geçmiş olsun
Sevgiler...

Mısır Patlağı :) said...

way be ne maceraydı bir solukta okudum ama bulunması imkansız gibiyken bulmanıza çok sevindim Kimsenn başna gelmesin böle şeyler sinirler bozulmasın sevgiler...

Kuaybe said...

Ay inan benim içim daraldı okurken.. Siz ne hale geldiniz kimbilir..

Sonuçta valizi bulmanız büyük şans..

Ama kıssaden hisse süper.. Özellikle de haftaya yola çıkacak olan benim için süper.. Hemen valize isim ve telefon yazmaya gidiyorum ben!!

OZY said...

Çok geçmiş olsun,sinir bozucu bir durum.
Bavullara isim yazmak lazım hakikaten ama çoğu kişi gibi biz de bunu geçekte pek yapmıyoruz.

muko said...

ey Allahım bu tarz insanlarda var yahu,nasıl okuduğumu bilmedim,geçmiş olsun canım..
demekki gerçekten yığılma olmalıymış bend ehiç anlam veremzdim o yığılmalara nasılsa alınacak deyip dururdum..
isism telefon yazmak gerçekten şart mış onu anladım
sevgiler yasemincim..