Lilypie 2nd Birthday Ticker

15 Temmuz 2008 Salı

SÜNGER BOB VE BURAK

Yavru kuşa ördüğüm Lora şapkası.

Yine yavru kuşa ördüğüm şortu.



Ve yavru kuşun sünger bobu....

Sünger bobu şişle ördüm. Alt kısmını yani beyaz ve kahverengi kısmını tığla ördüm. Aynı şekilde kravatı da tığla ördüm. Gözleri, ağzı ve burnu iğneyle işledim.

Yavru kuş sünger bobunu çok sevdi.


Lora şapkası ve şortunu daha Burak 2-3 aylıkkken örmüştüm.
Yazlık yünden ama yine de biraz kalın. Biraz daha ince şişle örülmesi lazımmış sanıyorum.
Fıstık yeşil rengi ama fotoda biraz soluk çıktı.

Lorayı bilir misiniz?
Küçük evdeki Lora.
Onun şapkasından yaptım malzeme farklı ama.

Çalışmalarımız Burak izin verdiği sürece devam edecek...

SEVGİLER

12 Temmuz 2008 Cumartesi

BİR SEN,BİR BEN,BİR DE BEBEK...


Meyve yemeyen var mıııı?

Varsa bizden şirin bir öneri.

09 Temmuz 2008 Çarşamba

CİCİ KIZLARA





Birinci elbise benim tasarımım, ikincisini ANNE KAZ da gördüm.

Birincisini şişle ördüm.
Pembe pulları da Bursa Pazarından aldım, ördükten sonra üzerine işledim.
Eteğine kendisinden örürken fırfır yaptım.
Bunu yapmayı da Derya Baykalın programından öğrendim. Mesela 150 ilmekten başlayıp 5-6 sıra ördükten sonra iki ilmeği birlikte örüyoruz. Böylece fırfırlar oluşuyor.

Yanındaki de tokası.
Onu da beyaz ince tül ve aynı pulları kullanarak yaptım.
Alt kısmına lastik taktım.
Güzel bir aksesuar oldu.

İkinci elbiseyi de tığ ile ördüm.
Kumaşı kenar kısmından seyrek seyrek iple diktim, ipi çekerek büzgü yaptım.
Ördüğüm parçaya dikerek birleştirdim.
Bunu da dediğim gibi ANNE KAZ da gördüm.
Tıpatıp aynı değil ama fikir ordan.

Böyle birşeyler ortaya çıktı.

Kız bebelere hediye götürücem.
Bir tanesi akşama yeni bebeği olan arkadaşımın minicik kızına gidecek inşallah.
Çok merak ediyorum minik prensesi.


Minik bebekleri görünce çok büyük işler yapmış, çok ilerleme kaydetmişcesine gururlanıyorum. Aynı zamanda da o minik hallerini özlüyorum yavrucuğumun...

03 Temmuz 2008 Perşembe

ÇAMLICA...


Çamlıcalı Burak...
Haftasonu gezilerinden birini de Çamlıcaya yaptık. Çamlıcayı çok seviyoruz. Boğaz manzarasını, üfür üfür esmesini, güzel çiçeklerini, restoranının leziz yemeklerini, güzel gelinleri ve yakışıklı damatlarını, manevi havasını....
.............
Burak oturduğumuz yerdeki taburelerin düzenini pek beğenmedi. Kendisi ayrı bir stile göre dizdi onları.
..............
Oturakların üzerinde yürüdü. Ben korkudan öldüm yine. Ay düştü, ay düşecek diye.
........
Etraftakilere gülücükler saçarak babasıyla tur attılar.
........
Bol bol yemek yedi etrafı izlerken.Açık hava da iştahı açıldı.
.........
İlginç bulduğu şeyleri parmağıyla işaret ederek gösterdi. Yavrumun beğendiği, ilginç bulduğu şeyler var, beğenileri var artık.

İşaret edilip gösterilesi türden karpuzlar.....

Polis Amcaların motorları da ilginç bulup beğendiklerinden.
Motoru incelemek poz vermekten daha ilginç geldi yavru kuşuma.

...................

Ben de BURAK tan arta kalan zamanlarda etrafı izlemeye çalıştım.

Eski anıları hatırladım, hem üzüldüm, hem sevindim. Tuhaf duygu durumları yani....

28 Haziran 2008 Cumartesi

BURAK BU ARALAR NELER YAPIYOR?


AYYY...

Amanın UÇAN TALHANIN ANNESİNDEN ilk sobemizi de aldık, pek mutluyuz.

Teşekkür ederiz.



*Birinci ve en önemli konu: Diş çıkarıyor, hem de 4 tane birden.
Bu memleket meselesi kadar önemli bir konu.
Hayatımızı tamamen etkileyen bir konu.
Çok çok mühim bir konu.
Bilmem anlatabildim mi?

*Kelime haznesine yeni kelimeler katıyor: Anniii, baba, mama, meme… gibi zaruri kelimelere daha keyfi kelimeler eklendi.
GAGİİİİ GAGİİİ diye bir şarkımız var mesela.
Hatta çok değişik te bir ritmi var.
Şarkı, karnı tok, sırtı pek olduğunda, annesinin yanında oturduğundan,kalkmayacağından,gitmeyeceğinden emin olduğunda söyleniyor.

*Sonra YAPBA gibi bir kelimemiz daha eklendi lugatımıza.
Bu da çoğunlukla hazzetmediği durumlarda kullandığı “yapma” manasındaki kelimemiz.
Bunu daha çok anne yada baba tarafından çok sıkıştırıldığında, çok fazla mıncıklandığında kullanıyor diyebilirim.

*Tabi sözlüğümüzün en başında yeralan ve Burak için hayatın temel taşlarından biri olan ATTİN var.
Hatta bu kelime dışarı gitme isteğini yeterince anlatamadığı zamanlarda, çekmeceden çıkarılan pantolon,gömlek … gibi eşyalar dış kapının önüne konularak vurgulanılıyor.ATTİN ATTİN ATTTİİİİN.
“Annede de anlayış kıt mı ne? Yavrucak daha ne yapsın?”

*Kapıyı kapatma sevdamız gelişti.
Eve gelen giden, giren çıkandan önemli bir mevzuu bu: O kapıyı Burak mı kapattı, yoksa başka bir cüretsiz mi var o evde.
Hayır mümkün değil öyle bir şey, kapı tamamen Burak’ın üstüne zimmetlidir, ancak O kapatır. Henüz açma işlemini anneden almadı, yakın bir zamanda onu da almayı düşünüyor ama güvenlik sebebi ile buna evin güvenlik görevlisi baba kuş müsaade etmiyor.

*Sabahları baba kuşu uğurlamak geleneksel bir uygulama.
Kapıya kadar gelip çoğunlukla ağlayarak bazen gülerek babasını uğurluyor, el sallıyor.
Bu günlerde yeni bir şey daha eklendi, öpücükle uğurluyor.
Tam olarak yapamasa da elini dudaklarına kadar götürüyor ve sallıyor.

*Baba kuşu kapıda karşılayıp sevinç çığlıkları atıyor, hatta buna bazen koşma, yuvarlanma gibi gösteriler ekleniyor, şenliklerle karşılanıyor babamız.

*Müzik sesi duyar duymaz çöke çöke oynamaya başlıyor, alkışlıyor.
Alkışlamasını çok istiyordum, benim çok hoşuma giden bir bebek hareketi idi.
Nihayetinde oldu.
Hatta bazen tvde alkışlayanlara eşlik ediyor yavru kuşum.

*Öpücük ver dediğimde dudaklarını öne doğru uzatıp yukarı aşağı hareket ettiriyor.
Bazen duymazdan geliyor, benim hatırlatma hareketimden sonra yapıyor.

*Bir bir Buraaak dediğimde işaret parmağıyla biri gösteriyor.


*TV izlemeyi çok seviyor: Özellikle reklamları.

*Saçlarını taramayı seviyor, bakımlı bebeğim benim, yakışıklı oğlum.

*Taklit etme metoduyla yer silmeyi öğrendi ve çok seviyor , bulduğu bez türü şeyleri hemen bu iş için kullanıyor.

*Yaşına ve aylık gelişimine uygun olarak keşif çalışmaları yapıyor, hem de en bilimselindenJ

* Ve yine gelişim dönemine uygun olarak AYRILMA KORKUSU hat safhada yanından kalkacağımı hissettiği anda hemen çığlıkları basıyor.
Bu beni bazen korkutuyor, acaba işe gittiğimden mi böyle ya da bakıcı ile ilgili bir sorun mu var diye oldukça şüpheci olmuştum ama şimdi evde olduğum halde aynı durum devam ediyor. Okuduğum kadarıyla dönemsel birdurummuş, inşallah geçecek. SİYAM İKİZİ gibiyiz. Bazen de çok hoşuma giden bir durum oluyor, bana sıkı sıkı sarılınca bütün hücrelerime kan, can geliyor sanki.

*İnanılmaz bir şekilde merdiven inip çıkabiliyor. Ve bu yavru kuşumu çok mutlu ediyor.

*Ondan istediğim bir şeyi verirken “AL” diyerek veriyor. Tam anlaşılır değil ama bendeniz tam anlıyorum.

*Bardaktan su içmeyi çok seviyor. İçerken çıkan “LIKIR LIKIR” beni bitiriyor, içim eriyor sanki.

* Veeee ……. ANNE ANNE ANNE diyerek dolaşıyor. Başka şeyler söylemek isterken onları henüz öğrenemediğinden her şeyin yerine, farklı tonlarda ANNE ANNE ANNE….
Bazen gülerek mutluğunu anlatmak için ANNE, bazen kızgınken kıgınlığını anlatmak için ANNE, bazen elindeki oyuncağın yerine ANNE, bazen hızlı hızlı koşarken, çoşarken ANNNEEE…

Bu da beni çok çok çok mutlu ediyor.
YAVRU KUŞUM, DÜNYA VARLIĞIM SENİ ÇOK SEVİYORUM.

(Yazım biraz uzun oldu, belki de ilk uzun yazım. İnşallah kimseyi sıkmamışımdır.)

23 Haziran 2008 Pazartesi

"5 KURUŞA BİLE ALAN YOKMUŞ"

Haber kaynakları böyle söylüyor ama görüyorsunuz; biz karpuz sever ailesi haberin yalan olduğunu ispatlamış bulunuyoruz.
Üstelik Şişli'de karpuz 0,90 Ykr canım. Hadi bazı yerler 0,60 Ykr olabilir ama 5 Ykr de değil.
Yalan yalan üstüne.
Ah şu memlekette doğrucu bir kul kalmadı mı şekerim, yok mu?
Çekip gidelim istiyorsunuz ama olmaaaaz.
Hiç niyetimiz yok.
Karpuzlarımızı size yedirmeyiz.
Ayrıca ben domates mevzuna da inanmadım ama neyse, öyle olsun.
Ona da el atarım bir ara:)

18 Haziran 2008 Çarşamba

GEZMELERDEN BİR DEMET

Yaz, İstanbul, Burak .....
Emirganın lalelerine yetişemesek te diğer güzelliklerinden mahrum kalamazdık.
Çok çok güzel ve gidip görülesi gezilesi bir yermiş gerçekten.
Haftasonu nereye gitsek, ne yapsak diyen herkese öneririm.


Boğaz ve Burak...
İstanbulda yaşayıpta köprü manzaralı bir foto çektirmemek çok ayıp olurdu yani.
Ayıp etmeyelim kurala uyalım dedik veee fotomuz...

Bu sıcak yaz günü yavru kuşa annesi neden mont giydirmiş diye düşünüyor iseniz eğer, annesinin pek fazla vakti olmadığından.

Ne alaka mı?

Vakti yok diye yazlıkları çıkartamıyor kışlıkları giyiyoruz:) :)

Şaka:)

Fotoları yayınlamaya vakit bulamamıştım.

Ama zamanı geçti diye de vazgeçmek istemedim, koydum fotoları.

............

Ayrıca tam yeni yazımı yazmaya yayınlamaya çalışırken bir yorum gelmiş.

Nedir pek anlayamadım.

Az buçuk İngilizcem vardı ama...

Bilen net bir çeviri yardımında bulunursa sevinicem.

Yerinde olsam ziyaret edilen bişeyi kaldırırdım filan mı diyor sayın yorumcu ne diyor?

Yoksa art niyetli bir yorumcu mu bu?

Eğer öyleyse bu yorumu nerden silmeliyim?

Blog ustası arkadaşlardan yardım rica edicem.

PLEASE...