Lilypie 3rd Birthday Ticker

01 Kasım 2009 Pazar

FARMVİLLE

Son günlerde beni benden alan, içimdeki çiftçiyi açığa çıkaran, bahçe özlemimi sanal da olsa hafifleten oyun...

Nasıl başladım nasıl oldu bilemiyorum ama oldu.

Çok zevkli.

Sanal ortamda çilekleriniz dakika dakika büyüyor, yetişiyor, satıp para kazanıyorsunuz.


Paranız arttıkça bahçeniz genişliyor filan, gerçekliğe yakın olması bağlayıcı oluyor.

Uygulama facebookta oynanıyor.
Eğer ilgilenen varsa NEİGHBOR (komşu) olabiliriz:)

Dünyada da ahirette de iyi neighborlar dilerim herkese.(Malum ev alma neighbor al demişler......)

24 Ekim 2009 Cumartesi

TÜRK SANAT MUSİKISİ:)

Üstelik gitar eşliğinde:)

....................
Seminer döneminde okulda çekilmiş bir fotosu YAVRU KUŞUN.
..................
Nar tanem nur tanem bir tanem azcık hasta oldu. Burun akıntısı ve öksürük vardı, şimdi daha iyi çok şükür.
.................
Eve geldiğimde kapı açılınca ÇOOOOOOK ÖZLEDİM diye koşan bir bekleyenimin olması hem çok hoşuma gidiyor, hem de içimi burkuyor.
.
Geçen sabah 6:45 gibi evden çıkarken arkama dikilmiş sessizce: ANNE BENİ DE DÖTÜR demez mi?
.
Oyyy oy içim eridi. Ne zor bu ayrılıklar...
Nereye gidiyorsun, gitme aşamasını geçti anladı ki annenin kalacağı yok bari o da gelsindi. Yavrucuğumun bulabildiği çözüm.
................................
Burak:
_ Bak baba bak annem ne yapmış?
Baba:
_Ne yapmış oğlum?
_Köftenin içine çiçek koymuş.
(Çiçek dediği de maydanoz)
..............................
Eve yorgun ve uykusuz gelen annenin kanepede gözleri kanlamış bitkin olduğunu gören Burak:
_ Anne annneeee ağlama, üzülme.
_Ağlamıyorum oğlum.
_Ağlıyorsun işte bak gözün ağlamış. Ama ağlamasana.
_Tamam ağamıycam annem.
(teselliye devam)
_Ben seni hiç bırakmıycam annecim, hep yanında olcam, tamaaaam mı?
...............................
Babasını uyandırmaya ikna edemeyen Burak annesini uyandırıp kaldırınca:
_Bak baba annesi çok akıllı bak nasın kalkıyo gördün mü nasın kalkıyo?
..............................
Akıllı mı fedakar mı?
Tüm akıllı annelere sevgiyle.....

15 Ekim 2009 Perşembe

YAZIK DEĞİL Mİ BU AYAKLARA?


Bu ayakkabıları ilk gördüğümde içim bir tuhaf oldu. Sanki yaratık gibi. Resimden dolayı değil sadece şekli itibariyle de öyle genetiğiyle oynanmış hormonu yiyecekler gibi.
Ayyy valla bunlarla yürüyenlere ne demeli bilmiyorum yazı bile az kalıyor...

Ay hele şu şıklığa bir bakın. Çok severim ince topuk sivri burun zarif ayakkabıları. Ancak bizim gibi uzun süre ayakta kalan(okulda) bayanlar için pek uygun değil. Daha doğrusu biraz yorucu.





Ahh bu da rahatlığın zirvesi: King paola kimalı ayakkabı. İki sene önce tanıdım kendilerini. Klima özelliğini pek farkedemesemde yumuşacık ve çok ama çok rahatlar. Uzn süre ayakta olanlara kesinlikle tavsiye ederim.



Hem rahat hem şık olmak adına atılmış bir adım, dolgu topuklar.
Bu tarzla Kadıköy salı pazarında tanışmıştım. Sonraları bulmakta zorlandım ama son günlerde pek yaygınlaştı.
Yalnız yükseklik olarak yine de ayakları biraz yorabiliyor. Denge açısından kolaylık sağlıyor tabi.




Ah bu da benim Trakyalı yanıma hitap eden bir model. Üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun diyorsanız eğer...
Gelin ayakkabım da dolgu topuktu.
Hem boy açısından da kurtarıcı oluyor.
O ilk fotodaki çılgınlara duyurulur:)



10 Ekim 2009 Cumartesi

MUZİP BİR YAVRU KUŞ

Canı yorganaltı oyunları oynamak isteyen Burak:
_ Anne beni ölt, çok üşüyolum.
(Kaale alınmadığını görünce)
_Gelçekten bak çok üşüyolum. Hastacık olcam şimdi gölcen.


_Hala öltmedin anne, anneeee.
_Anneeee öltsene üstümü.




_Anne bak ayaklalım BUŞŞ olmuş, dondum ben.
(Temmuz ayında böylesi laflar eden oğluna inanamayan anne dayanamayıp Yavru Kuşun ayaklarını eller. Ama olan olmuştur iki fingirdek artık yorganın altındadır. Çünkü hava çoooook soğuktur....... :) :) :)

05 Ekim 2009 Pazartesi

BURAK MISIR SEVER



Mısır tarlasına heyecan ve merak içinde gidilir.
Acaba mısırlar olmuş mudur?
İlk olarak test edilir olmuş mu diye. Nasıl mı, üstündeki kat kat kısım püsküllerinden aralanarak bakılır. Eğer tane tutmuş sararmaya başlamışsa ne ala.
Közlenmiş mısır, küllü mısır, haşlanmış mısırdan en çok haşlanmışını severim.
Aaa bir de patlamış mısır vardı, ona da bayılırım.
Burak yavru kuşusu da çok seviyor mısırı.
İçinde dolaştığımız bu tarladaki mısırlar henüz olgunlaşmamıştı, yeni yeni tane tutmaya başlamıştı(fotonun çekildiği tarih yazın başları tabi)
Daha tam olgunlaşmasalarda bir kaç tane bebeler için toplandı.
Tanesizde olsa bayıla bayıla kemirdi durdu yavru kuşusu, minik kuzusu.
.
.
.
.
.
Yaa bir konuda yardıma çok ihtiyacım var: Bloga yeni birşeyler eklemeye çalışıyorum da. Daha doğrusu HTML diye bir yer varya oraya bir kod.
Nasıl yapıcam?
Kopyalayıp o sayfada nereye yerleştiricem?
Çok denedim ama yapıştırdıktan sonra ya kaydetmiyor ya da kaydetse bile sayfada görüntülenmiyor.
Sanırım yanlış bir yere yaıştırıyorum.
Nasıl yapılmalı? Nereye yapştırılmalı?
Lütfen bir bilen vardır diye umut ediyorum.
Sevgiler

30 Eylül 2009 Çarşamba

Son Günlerde ...

Burak YAVRU KUŞUSU pek fotoğraf çektirmekten hoşlanıvermiyor.

Zoraki gülücükler atıyor.

Hatta bununla da yetinmeyip KOMİK YAVRU KUŞUSU oluyor:) :)
...........
Yavru Kuşun Annesi Anne Kuş Yasemin ne yapıyor derseniz:
*Amaneyn amaneyn sabahın erken mi erken saatlerinde önüne değil suç işlemiş te arkamdan gelen var mı dercesine arkasına baka baka tırsak tırsak yolara düşüyor.
Valla kazara biri "şişt" dese yagarayı basıvericek.
*Kapı önünde, bahçede, pencere önünde, kapı ardında, kapı deliğinde öğretmeni dinlemekle olmaz, buyrun sınıfta sene boyu beraber ders işleyelim diyecek kadar genişliyor.
* Artık insanlıktan anlamayan idari kesimin ulvi bireyleri ile iletişimi ROBOTLUK boyutunda hissizce sürdürüyor.
* Biricik tazecik mis kokulu çiçeklerini sınıfta nadirende olsa onu sessizce defterini kitabını açmış bekler bulunca ruhu huzura eriyor, yüzü gülüyor.
* Hiç anlamadan geçen ders saatleri sonunda uykusuzluk dışında diğer okul günlerine nazaran daha az yoruluyor olduğuna şükrediyor.
*Defterlerini şeffaf kaplıkla kaplamayıp saatlerce hangi kitabın hangi derse ait olduğunu anlamaya çalışan öğrencilerine ŞEFFAF KAPLIK ŞEFFAF KAPLIK ŞEFFAAAAAF KAPLIIIIIK diye besteler yaparak bezdirmeyi düşünüyor.
*Bir de okulda da evde olduğu gibi heryeri incik boncuk dantelcikle süsleyerek kendisini Derya Baykal'ın Şişli Şube sorumlusu sanıyor.
(Sınıftaki boncuklu köşelerden bir iki foto eklerim birgün:)
*Bir de (Allaha çok şükür, Rabbim bugünümüzü aratmasın, doktorumuzu hastanemizi eksik etmesin ama...) bir ayağı hastaneden çıkmıyor.
Yarın da birkaç tetkik için hastane yolunda olıcak.
Aman hastalık bir sıkıntı okuldan sevk almaya gitmek aYrı bir sıkıntı. Şuna bir çare bulunsa çok sevinicez Nİ.MET HANIM:)
Neyse kalın sağlıcakla, tüm hastalara şifalar dertlilere devalar diliyorum.

28 Eylül 2009 Pazartesi

ARTİSTİMDEN KÖY MANZARALARI

Bakmaya doyamadığı "muuları"...
Ali Baba'nın çiftliği şarkısında söyleye söyleye bıkmadığı "muuları"...
Kocaman kocaman diye sıfatlandırdığı "muuları"...

Burakla aynı yaşta olan Burak'ın çamı.

Burak ağacını geçti şimdilik:)

Tadına bakmadan da olmazdı yani:)