Haber kaynakları böyle söylüyor ama görüyorsunuz; biz karpuz sever ailesi haberin yalan olduğunu ispatlamış bulunuyoruz.
Üstelik Şişli'de karpuz 0,90 Ykr canım. Hadi bazı yerler 0,60 Ykr olabilir ama 5 Ykr de değil.
Yalan yalan üstüne.
Ah şu memlekette doğrucu bir kul kalmadı mı şekerim, yok mu?
Çekip gidelim istiyorsunuz ama olmaaaaz.
Hiç niyetimiz yok.
Karpuzlarımızı size yedirmeyiz.
Ayrıca ben domates mevzuna da inanmadım ama neyse, öyle olsun.
Ona da el atarım bir ara:)
23 Haziran 2008 Pazartesi
"5 KURUŞA BİLE ALAN YOKMUŞ"
18 Haziran 2008 Çarşamba
GEZMELERDEN BİR DEMET
Yaz, İstanbul, Burak .....
Emirganın lalelerine yetişemesek te diğer güzelliklerinden mahrum kalamazdık.
Çok çok güzel ve gidip görülesi gezilesi bir yermiş gerçekten.
Haftasonu nereye gitsek, ne yapsak diyen herkese öneririm.
Boğaz ve Burak...
İstanbulda yaşayıpta köprü manzaralı bir foto çektirmemek çok ayıp olurdu yani.
Ayıp etmeyelim kurala uyalım dedik veee fotomuz...
Bu sıcak yaz günü yavru kuşa annesi neden mont giydirmiş diye düşünüyor iseniz eğer, annesinin pek fazla vakti olmadığından.
Ne alaka mı?
Vakti yok diye yazlıkları çıkartamıyor kışlıkları giyiyoruz:) :)
Şaka:)
Fotoları yayınlamaya vakit bulamamıştım.
Ama zamanı geçti diye de vazgeçmek istemedim, koydum fotoları.
............
Ayrıca tam yeni yazımı yazmaya yayınlamaya çalışırken bir yorum gelmiş.
Nedir pek anlayamadım.
Az buçuk İngilizcem vardı ama...
Bilen net bir çeviri yardımında bulunursa sevinicem.
Yerinde olsam ziyaret edilen bişeyi kaldırırdım filan mı diyor sayın yorumcu ne diyor?
Yoksa art niyetli bir yorumcu mu bu?
Eğer öyleyse bu yorumu nerden silmeliyim?
Blog ustası arkadaşlardan yardım rica edicem.
PLEASE...
11 Haziran 2008 Çarşamba
Şimdi Çocuk Olmak Vardı

şimdi çocuk olmak vardı
bir köy okulunun bahçesinde...
çiçek çiçek açmak...
ayakları titreyerek,yüreği coşku dolu
çocuk bayramına şiirler okumak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
mavi gökyüzüne bakmak
uçurtmalar uçurmak,
balonlar bırakmak vardı
gökyüzüne bahar bahar açmak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
yüreğini avucuna alıp,haykırmak vardı
savaşları bitirip,barışı çocuk
dilinden söylemek vardı....
türküler söylemek halaylar çekmek
horonlar tepmek ağır ağır
zeybekler oynamak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
çocuktan,doktor,öğretmen vali
çocuktan büyükler olmak vardı...
çocukça iyi dileklerde bulunmak,
çocuktan büyüklere,gerçekleri haykırmak vardı...
masalların içinde yitip
öykülerin içinde filizlenip
romanların içinde kahraman olup
şiir şiir açmak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
çocuk çocuk açmak
çocuk çocuk gülmek
çocuk çocuk ağlamak
çocuk çocuk paylaşmak
çocuk çocuk yaşamak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
çiçek çiçek açmak vardı
kanat kanat uçmak vardı
yıldız yıldız gökyüzünden
barışı,sevgiyi,dostluğu saçmak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
köylü kızın elinden bir tas ayran içmek
efil efil esen rüzgarda
yemyeşil ovalarda,
başak başak açmak vardı...
şimdi çocuk olmak vardı
çocuk saflığı kadar arı
çocuk yüreği kadar engin
çocuk aklı kadar hayalperest
çocuk hareketi kadar devingen
çocuk sevgisi kadar çıkarsız
almadan,karşısındakine vermek vardı...
ahh şimdi çocuk olmak vardı...
Sevginaz İnal
7 Haziran 2008 Cumartesi
GELİN OLMUŞ GİDİYORSUN....
Geçen hafta okuldan arkadaşım Evrimin nikahı vardı.
Dünya evine girdi arkadaşımız.
Çok güzel bir gelin olmuştu güzel arkadaşım.
Hele o merdivenlerden bir çıkışı vardı ki...
O ne endam, o ne duruş, o ne alımlı bir yürüyüş....
Zaten çok güzeldi de gelin olunca güzel ötesi bişey olmuş sıfat bulamıyorum anlatmaya.
Dilerim çoook çoook çok mutlu, huzurlu bir yuvası olur.
Sevgileri katlanarak artar günden güne.
Nikah sonrası Maçka Parkında aldık soluğu çok iyi oldu.
Yavrular beraber coştular.
Burakın boyu yetişmese de aradan görüntü aldık.
Sırasıyla foto mankenleri Gökçe, Aslı, Ecem, Burak, Sude, Alperen.
Burak bu geometrik şekillere bayıldı.
Çevirdi durdu.
Tünelin içinden geçmeye korktu ama tünelin sonunda anne olunca bir hızla geçti ilkin sonrası da geldi.
.............
Maçka parkından çıkmak üzereyken son olarak o üstteki parka da uğradık.
Tabi yine arabasından indirmemle beraber koşu başladı.
Burak önde anne arkada koşuyoruz.
Öyle de bir hızla gidiyordu ki anlatamam.
Ben arkasından koştuğum için mi diye bir ara uzak kalmayı denedim ama yine aynı hızla koştuğunu görünce yine takıldım peşine.
Çünkü salıncakların altına gidecek diye çok korkuyordum.
Bir ara onun boylarında bir çocuk daha takıldı arkasına.Tabi Burak daha da mest oldu.Burak, ben ve diğer bebe üçlü olarak bir süre tur attık.
Diğer bebe bir süre sonra yoruldu ve yarışı terketti.
Biz Burakla son sürat devam.Ama canım burnumda salıncaklardan ödüm patlıyor.Yakalıyayım da biraz kucağımda dursun derken elimden sıyrıldı.
Veee daha da hızlı bir şekilde salıncağın altına girdi.
Benim bağırmam, arkadaşların, hücumu, Burakın ağlaması hepsi birbirine karıştı.
Tıpkı filmlerde sahne donuyor ya, aynen öyle o an dondu.
Gerçekten dondu ama hayal,hallüssinasyon filan değil.
Herşey yavaşladı. Yavaşladı. Durdu. Dondu.
Birden yine normalleşti. Nurhan yerde,Ayşegül ve Nurhanın elinde Burak, ben ardında.
Müthiş bir ağlama.Tabi ne olduğunu anladığından değil seslerden korktuğundan.
Salıncağın çarpmasından son anda kurtuldu.Gerçekten verilmiş sadakamız varmış.Çok büyük bir kaza olcaktı. Rabbim korudu.
Uzun bir süre sarılı durduk, olabildiğince sakin olmaya çalıştım.
Aslında korkudan ağlamamak için zor duruyordum ama ben en ufak bir panik göstersem sakinleşmeyeceğini bildiğim için elimden geldiğince kendimi firenlemeye çalıştım.
Öyle bir terlemiştimki, sırtımdan süzülüyordu.
Kendimi görecek gözüm mü var, Burak sakinleşsin korkmasın diye hiçbişeye bakmıyorum.
O arada Nurhanın kızı Sude ağlamaya başladı,annesi Burakı yakalamaya çalışırken düşünce O da korktu tabi yavrucak.
Bir süre sonra herkes yatıştı tabi.
Hafızamda kazındı kaldı o sahne.... Geçer mi bilmem..
1 Haziran 2008 Pazar
KÖY BEBESİ (2)
_Seviyor, sevmiyor, seviyor....
Anne papatya falına ne kadar itimat etmeli acaba?
Sen hiç test ettin mi?
_Boşver falı malı. Hayatı yaşamaya bak.
Şu güzelim yeşilliğin tadını çıkartalım.
İnsanın uçası geliyor, kanatlarım olsa keşke.

_Gerçeklerini bulamadık,bulduklarımız da pek fotojenik değiller, kıpır kıpırlar,durdukları yerde durmuyorlar, bunlarla idare ediyoruz şimdilik.( Bunlar dayımın maket kazları)
_Bu köy havası bana iyi geldi.
_Burda herşey var. Ne istesem veriyorlar bana. Yoksa kendileri bilir.Ses tellerim gayet iyi. Hih hih hih:)
__Bu arabayla hız yapınca biraz üşüyoruz.
Gülmeyin sahi söylüyorum:)
Hava almak isteyen varsa beklerim.
...................................
***Burakçığıma köyde bir de fidan diktik.
Bir yaşında bir fidanı oldu.
İnşallah devamı gelir.
Yavru kuşumla beraber büyür inşallah.
23 Mayıs 2008 Cuma
KÖY BEBESİ(1) VE ARKADAŞI ZEYNEP DENİZ
19 Mayıs 2008 Pazartesi
EDİRNE'NİN ARDINDA BAĞLAR
Köyümüze gittik birkaç günlüğüne.
Gezdik tozduk.
Eğlendik, dinlendik.
Heryer yemyeşildi. Zamanı çok iyi ayarlamışız.Çünkü çok çabuk sararıyor.
Köyümüzde Tema vakfının diktiği fidanlık alan da var.
Bendeniz de bir şubat tatilinde öğrenciyken bu fidanların dikiminde bulunmuştum.
Şimdi o fidanların büyüdüğünü de görmek nasiboldu. İnşallah meyvelerinden yemekte nasibolur.
Ancak o da küresel ısınmadan payını almış, suyu kurumuş.
Damla damla akıyor.
............
Yıllar önce çocukken rahmetli babacım bizi çeşmenin başına götürüp çeşmenin suyunun çıktığı yeri göstermişti.
"Eğer birgün ben ölürsem, çeşmenin suyu kurursa, çeşmenin anası(yani suyun çıktığı yer) burası. Açıp bakarsınız. Onarırsınız" demişti.....
Babacığımı andık rahmetle.
Tabi isteğini yerine getiremedik zamansızlıktan. Kardeşim açmış bir kere onarmış. Zamanımız olunca yine el atıcaz inşallah.

Burası da Tema Vakfının ağaçlandırdığı alandaki kulübe.
Çok şirin bulduk görüntüsünü. Ben fotoğrafları telefonla çektiğimden pek net değil, aslında çok daha canlı renkler.
.............
Burak'ın gezi fotoğraflarını en kısa zamanda ekliycem inşallah.
Görüşmek üzere....
SEVGİYLE
SP_A1211j.jpg)






