.....
İlk tayin yerimin bu kadar da güzel olabileceğini hiç beklemiyordum doğrusu.
Hani o bahsedilen mahrumiyet bölgesindeki okullar, köyler, Tükçe bilmeyen çocuklar, çatısı akan, lojmanı olmayan, yolu suyu olmayan yerler...
Hiçbiri gibi değildi.
Ben mi çok şanslıydım yoksa anlatılanlar gerçek değil miydi?
Gözlerime inanamıyordum.
Yemyeşil bir yerdeydi okulum.
Üstelikte deniz kıyısında. Deniz kıyısı demek az kalır dalgalar okulun bahçesine vuruyordu. Burda ders yapmak ne ilginç tatil yapmak gibi. Okulun bahçesi plaj gibi; deniz, kum ve güneş.
Gözlerimi kaldırıp yukarı bakamıyordum bahçeye vuran dalgaları izlemekten. Güçlükle başımı kaldırdığımdaysa yeşilin her tonunu gördüm. Okulun çatısının üstünden bile ağaçların dalları sarkıyordu.
İçim huzur doldu. Herşeyi unuttum birden.
Öğencilerimi bile düşünemiyordum. Halbuki çevrenin en olumsuz haline bile kendimi hazırladığımı sanarak gelmiştim. Meğer o kadar da hazır değilmişim. Bu kadar etkilendiğime göre.
Gerçi bu cennet bahçesinden etkilenmemek çok zordu, hangi insan evladı bu muhteşem manzaradan etkilenmezdi ki.
Kısa bir süre sonra etrafımızda çocuklar toplanmaya başladı. Heyecanım git gide artıyordu. Beni beklediklerini anlatan sözler söylüyorlardı.
Bense herşeyi unutmuş şaşkınlıkla burda nasıl ders yaptıklarını soruyordum.
Onlar çok olağan bir şeymiş gibi alışkanlıkla cevap veriyorladı.
Ayaklarıma değen su beni daha da ferahlatmıştı.
Sanki bu muhteşem manzaraya bu güzelliğe birşey olacak kötü bir haber alacağım diye kimseye birşey sormadan sadece izlemek istiyordum.
ARKASI YARIN...
16 Mart 2009 Pazartesi
BAHÇESİNDE GÖKKUŞAĞI OLAN OKUL
1 Mart 2009 Pazar
Yavru Kuşun büyüdüğünü nasıl anlarım?


Sevgili ve de çok değerli arkadaşımız GÜL hanımdan bize gelen bir mim var.
Cevaben;
Öncelikle Burakımın varlığını çok sevip değer verdiğim bir Hocamızın "Sende bir değişiklik var, güzellik var" sözüyle hissetmiş idim. (Etraftan daha başkaları da bendeki güzelliği farkederek aynı yorumu yapmaya başlamışlar meğer. Yavrum annesine güzellik katarak geldi)
Buna mukabil gelen bir çift çizgi hayatımın varlığından, kahramanımdan, Yavru Kuşumdan, can parçamdan haberdar olmamı sağlamıştı.
Yüz ifademi hiç unutamıyorum; içinde tüm duyguları barındıran ilginç ötesi bir ifadeydi.
Veeee Burakım dünyamızda.
- Yumuk ellerin elimi sımsıkı kavradığı günlerin bitip, "Annem kalk diyerek" elimden bilinçli olarak tutuşundan,
"Annniiii" sözünün yerini alan "Annemm" sözünden,- Kaşıklarla biberonlarla yudum yudum süt içen gül dudakların artık bardaktan lıkır lıkır su,süt içebilmesinden,
- Yatağında yatıp sadece sağa sola dönebiliyorken şimdi o minicik ayaklarıyla yürüyebilmesinden, hızlı hızlı koşabilmesinden,
- Kurduğu anlamlı cümlelerinden ve tatlı sözlerinden,
- Dişsiz o pembecik dudakların arkasından şimdi beliren bembeyaz inci dişlerinden,
- Kısacık incecik yumuşacık ipek saçların yerine uzun daha sık pamuş şekillendirilmiş saçların almasından,
- Önceleri sadece ışığa doğru yönelip tepki verirken şimdi ufacık ayrıntıları bile kaçırmayan, herşeyi farkedip tepkiler vermesinden,
- Gördüğü kendinden küçüklere ;kendi çok büyükmüşçesine, en şirin sesiyle "Bebeeek" demesinden,
- Dışarı çıkılacağını anladığında çekmecelerden çıkardığı elbiseleri dış kapının önüne koymasından,
- Ayakkabılarını iki parmağının arasına sıkıştırıp taşıyabilmesinden,
- Başka bir tarafa bakarken kendisine bakıldığını anlayıp alttan alttan bir bakış atmasından(gerçi bunu doğuştan yapabiliyor ya neyse:) :) )
- O tombul parmaklarıyla sayıları sayabilmesinden,
- Telefonla sürekli teyzesini arayıp annesinden habersizce sohbetler etmesinden,
- Yatma zamanı geldiğini anladığında TV nin düğmesine basıp, ışıkları gösterip "kapa kapa" demesinden,
- Duyduğu müziklerin ritmine göre dans edip, mırıldanmasından,
- Çoraplarını çıkardığı zamanlarda ayaklarını gösterip "Buz omuşşş" demesinden,(biraz daha büyüdüğünde anne sen giyniyorsun ama demesinden endişe ediyorum doğrusu.Malum ben de pek çoraplı duramam)
- Severek yediği yemekler için eliyle işaret edip başını iki yana sallayarak "nefiş nefiş" demesinden,
Yavrumun günden güne hızla büyüdüğünü anlıyorum.
Rabbim en güzel günlerini görmeyi nasibetsin.
22 Şubat 2009 Pazar
ARKADAŞIM SPIDER MAN
Fotolarımız yine müdavimi olduğumuz Cevahir Alışveriş merkezine ait.
Hiç dışarı çıkmamayı planladığımız, yine de dayanamayıp bir hava alalım dediğimizde kendimizi bulduğumuz ilk yer Cevahir oluyor.
Yavru Kuşun doğum günü kutlamaları için hepinize çok teşekkür ediyoruz.
Yavru Kuşum neler yapıyor nasıl derseniz; akıl almaz bir hızla ve tatlılıkla büyüyor. Son günlerimizin gözde oyuncağı arabalar ve oyunları da arabalar üzerine kurulu.
Iın ıııııııııığğğn diyen tatlı dilleri yememek çok zor oluyor, zor tutuyorum kendimi.

Bazen kendimi oğlumla beraber bir arabada Yavru kuş şoför mahallinde bende yanında ana kraliçe otururken hayallerin içinde bile buluyorum. İnşallah o günleri görmek te nasibolur.
Gönderen YAVRU KUŞUN ANNESİ ANNEKUŞ(*YASEMİN*) zaman: 05:15 8 yorum
Etiketler: arkadaşlar, dostluk, GEZMELER
11 Şubat 2009 Çarşamba
İYİKİ DOĞDUN YAVRU KUŞ






Nice güzel seneler birlikte sağlıkla huzurla geçsin...
Gönderen YAVRU KUŞUN ANNESİ ANNEKUŞ(*YASEMİN*) zaman: 08:17 24 yorum
Etiketler: doğum günü, yavru kuş
6 Şubat 2009 Cuma
ÖPÜCÜĞÜN EN GÜZELİ
En nefret ettiğim kelime?
Nefretle söylenen sözler.
Yeni yerler görmek,yeni hayatların içine girmek, yeni insanlar tanımak.
Uzun zaman emek verdiğim şeylerin beklediğim gibi sonuçlanmaması.
Yavrumun sesi.
Hakim olmak istemem.
Kalbinde sıkıntısı olan herkese huzur vermek,
Hiçkimse.
İstanbul iyi de, köy hayatını da seviyorum ben. Kararsızım bu konuda.
Öfkelendiğimde bazen kontrolü kaybedebiliyorum.
?.....
Babam ve oğlum.
Tüküreyim senin .....
Aceleci(Burak uyanmadan bitirmeliyim.)
İsdediğin gibi ol, rahat ol, mutlu ol, herkesi (enazından çoğunu) sev.
Yavrumun varlığı, sağlıklı,huzurlu,imanlı büyümesi ve onun hayat boyu yanında olmak.
Yavrumun mutsuz olması, ondan ayrı kalmak...
?...
Diğer mim:
Yakınımdaki bir kitap=> Öğretmenin Günlüğü (Yaşanmış Eğitim Öyküleri)
161.Sayfasındaki 5.cümle=> Gelecekte ne olacağımızı bilmiyorduk, liseyi bitirmek üzereydik fakat idealimiz ve hayalimiz yoktu veya hala belirginleşmemişti.
En yakın zamanda yeni haberlerle görüşmek üzere sevgiler.
2 Ocak 2009 Cuma
YİNE YENİ YENİDEN CEVAHİR
22 Aralık 2008 Pazartesi
KAR BEKLERKEN...

Karlı bir aksamdı
Ankara da Son kez elele yürümüştük
Bitmesin istediğim yola kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık...
Yazarsın bana demiştin bende yazarım sana sık sık,
Ağlıyordum,
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı
Elimi daha sıkı tuttun
Anlıyordum
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim...
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir yolla bana,
Kitaplarım sana emanet, incitme kimseyi, kin büyütme kalbinde beni bekle...
Yol bitti gidiyordun artık,
Gittin!
Sokakta gördüklerimi filmdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum kelebeklere dokunmadım,
Öğrendiğim çicek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, aksam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok sey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam
Nasılsa bulacaktır seni diye her görüşümde aynı güçle seslendim;
Uçak babama selam söyle,
Beni kötü rüyalarımdan uyandıran, sevdiğim ilk adam bir bilsen!
Seni nasıl özledim.
Kar yağıyor şimdi otuz yaşım bitti.
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım
Kin büyütmedim kalbimde,
Küçük kızının gözleri;
Hala senin çiceklerinde.
Uçak!
Babama selam söyle....
İCLAL AYDIN
Gönderen YAVRU KUŞUN ANNESİ ANNEKUŞ(*YASEMİN*) zaman: 09:35 11 yorum
Etiketler: kara gözlü ceylanım, özlem, şiir








