Lilypie Kids Birthday tickers

17 Mart 2009 Salı

BAHÇESİNDE GÖKKUŞAĞI OLAN OKUL

... İşin ilginç tarafı okulun yakınlarında yeşillikten başka birşey göremiyor oluşumdu.

Acaba çocukların evleri neredeydi?
Uzaktan mı geliyorlardı?
Belki de taşımalı eğitim yapılıyordu.
Ben neden bunları öğrenmemiştimki.
Buraya gelmeden önce bilmem gerekirdi tüm bunları.

Şimdi de sormaya korkuyordum. Bu kadar güzel şeylerden sonra kötü şeyler duymamak için yine vazgeçtim tüm bu merak ettiklerimi sormaktan.
Okul konusuda zaten şansım hep yaver gitmiştir, hep dört ayağımın üstüne düşerim. (maşallah)

Ama daha önce bu kadar da şanslı olmamıştım hiç.

Bir ara denize doğru baktım. O kadar temiz o kadar duruydu ki su, dibini görebiliyordum.
Berrak suya baktıkça içim açılıyordu. Türkiyede değilde başka bir ülkede miydim yoksa ben? Yurtdışına mı çıktı tayinim nooldu?

Okulun adını da göremiyordum hala. Kapının üstüne başımı kaldırdım.

BAHÇESİNDE GÖKKUŞAĞI OLAN OKUL yazıyordu.

Haydaaaa!
Kumların üzerine baktım, tam da dalgaların vurduğu yerde rengarenk bir gökkuşağı vardı.

Allahım gerçekten çok çok çok güzeldi. Hiç bu kadar tatlı renkleri bir arada görmemiştim. Tam da hayalimdeki cennet.
Hatta bu kadarını hayal bile edemezdim. Ayaklarım yemyeşil yumuşacık çimlerin üzerinden kumlara sonra sıcacık sulara ve rengarenk gökkuşağına değiyordu.

Ruhumdaki huzur ile UYANDIM gördüğüm rüyadan.

NOT: Asıl güzellik görsellikte değil kalpte olmalı, okul, bina, kumlar ve hatta gökkuşağı bile bahane, kalbimizdeki renkler olmadıkça hiiiçbirinin anlamı yok. Tabi bu kadar gerçeği yaşayarak anlamış bulunuyorum bendeniz.
Mezun olduğum günlerde tayin beklerken gördüğüm bir rüyamdı çok etkilendiğim, hala zihnimde kalan.

Kalplerinize gökkuşağı gibi doğan rengarenk sevgiler diliyorum.

16 Mart 2009 Pazartesi

BAHÇESİNDE GÖKKUŞAĞI OLAN OKUL

.....
İlk tayin yerimin bu kadar da güzel olabileceğini hiç beklemiyordum doğrusu.
Hani o bahsedilen mahrumiyet bölgesindeki okullar, köyler, Tükçe bilmeyen çocuklar, çatısı akan, lojmanı olmayan, yolu suyu olmayan yerler...
Hiçbiri gibi değildi.

Ben mi çok şanslıydım yoksa anlatılanlar gerçek değil miydi?

Gözlerime inanamıyordum.
Yemyeşil bir yerdeydi okulum.
Üstelikte deniz kıyısında. Deniz kıyısı demek az kalır dalgalar okulun bahçesine vuruyordu. Burda ders yapmak ne ilginç tatil yapmak gibi. Okulun bahçesi plaj gibi; deniz, kum ve güneş.

Gözlerimi kaldırıp yukarı bakamıyordum bahçeye vuran dalgaları izlemekten. Güçlükle başımı kaldırdığımdaysa yeşilin her tonunu gördüm. Okulun çatısının üstünden bile ağaçların dalları sarkıyordu.

İçim huzur doldu. Herşeyi unuttum birden.

Öğencilerimi bile düşünemiyordum. Halbuki çevrenin en olumsuz haline bile kendimi hazırladığımı sanarak gelmiştim. Meğer o kadar da hazır değilmişim. Bu kadar etkilendiğime göre.

Gerçi bu cennet bahçesinden etkilenmemek çok zordu, hangi insan evladı bu muhteşem manzaradan etkilenmezdi ki.

Kısa bir süre sonra etrafımızda çocuklar toplanmaya başladı. Heyecanım git gide artıyordu. Beni beklediklerini anlatan sözler söylüyorlardı.
Bense herşeyi unutmuş şaşkınlıkla burda nasıl ders yaptıklarını soruyordum.
Onlar çok olağan bir şeymiş gibi alışkanlıkla cevap veriyorladı.

Ayaklarıma değen su beni daha da ferahlatmıştı.
Sanki bu muhteşem manzaraya bu güzelliğe birşey olacak kötü bir haber alacağım diye kimseye birşey sormadan sadece izlemek istiyordum.

ARKASI YARIN...