Lilypie Kids Birthday tickers

11 Ağustos 2009 Salı

EVDE OLMAK SÜPER

(not: foto gelecekteki ben!)





Allahım Allahım evde olmak ne kadar güzelmiş meğer.



"YAŞIYORUM AHESTE" demek ne harikaymış



Tatilimiz bitti döndük.



Güzel miydi tatil? Elbette.



Çabucak geçti.



Evde olmaktan kastım işe gitmemek.



Dahası okulların açılması düşüncesi, hatta yaklaşan her gün kıyametin yaklaştığını düşünürcesine korkutuyor beni.



Neyse evde olmanın güzeliklerinden bahsedeyim .



En başta aheste bir hayat. AYYYY bu çok güzel ya. Bir yerlere yetişme zorunluluğu olmaması müthiş birşey. Zaten bu fikren insanı dinlendiriyor.



İşlerden bile zevk alıyorum bazen.



Süpürgeyi okşayarak süpürmeye başlıycam nerdeyse:)



Yemekleri de klasik müzik eşliğinde pişiricem:)



Çarşı pazar alışveriş desen en ahestesinden.

Aldıklarımın neredeyse üretildikleri yerlerin tarihçelerini bile okuycam.





Hayatımdaki en hızlı şeyYAVRU KUŞ.

Onun pek yavaşlamaya niyeti yok, doğuştan böyle, ayarları böyle yapılmış.

Canımmmm.



Tatilde çok rahattı, serbest.

Bahçeye serbestçe çıkması, börtü böcek herşey ONUN içindi. Mutluydu, mutluydum.

Ufak tefek hızından kaynaklanan düşmeler yaşasa da "YOK YOOOK"diye annesini teselli etti durdu.



Aheste hayatın bir güzelliği daha benim için gündüz uykuları oldu. Ne dinlendirici birşeymiş meğer.

10 dk sı bile yetiyor.



Hergün olmasa da arada uyuyabildiğim günler sanki pilim yenilenmiş gibi dinleniyorum.



Neyse çokgeç oldu, uyku demişken uykum geldi.



Felsefi tatil anıları ve aheste ev hayatımızın ARKASI YARIN.





SEVGİYLE

2 Temmuz 2009 Perşembe

DENİZ,KUM,GÜNEŞ....... TATİL!!!!!!!!!!!!!!

Yarın Allah nasip ederse tatile gidiyoruz.
Deniz, kum, güneş tamam da içimiz buruk, ağlamaklı ağlamaklı gidiyoruz tatile.
Bir yarımızı burda bırakarak.
Baba kuşa hain patrondan izin yokmuş. Hain mi hain ötesi bişey bu patron.
Neyse bakalım etme ve de bulma dünyası, hatta keser döner sap döner patron bey, ve hatta şu çitleyen reklemındaki ERSİN gibi birgün karşına çıkıverirsek senin görüverirsin.

Ayyy aslında çoook yazacak şey var ama bende zaman yokkiiiiiiiiii.
Koşturmaca koşturmaca geçen günler.

Birkaç gün önce misafirimiz vardı, seminer döneminde. Onlarla İstanbul turu yaptık en miniğinden. Onlar gitti bendeniz ipini koparmışçasına turlara devam.
Herbirinin sebebi vardı tabi, arkadaş ziyareti, alışveriş falan filan.

Neyseki bu son gün evden hiç çıkmadım ama ancak toparlandım.
Sayılır zira valiz hala yarım.

Neyse her insan evladına hayırlı bir tatil diliyorum, insan evladı olmayan, özellikle hain olan patronlar bu tatilde hemencecik ettiklerini buluversinler işşallah. AMİN AMİN AMİN

( Neyse gene tevbe diyelim belki kalbi sonradan yumuşar:) :)

Tatil anılarımızın ve ruhumuzun dingin bedenimizin dingin haliyle yeni sezonda görüşmek ümidiyle.....


ÖPÜCÜKLER SİZİN İÇİN...............

7 Haziran 2009 Pazar

MOTOR KEYFİ


Çok severim heyecanı macerayı ama şu ömrü hayatım boyunca anladım ki maceralı heyecanlı işler insanoğluna pek fayda sağlamıyor.
Kötü bir olay yok yanlış anlaşılmasın.
Asıl anlatmak istediğim motorlardı. Özellikle erkekler için hız tutkusu vazgeçilmez gibi görünse de sonu felaketlerle bitebiliyor.
Bu motor bizim yolda görüp sadece foto çekme amaçlı bindiğimiz bir motor. Ama Yavru Kuş bun lara hayran bayılıyor.
Canım benim....
Şimdilik motor keyfini sınırlandırıp engelleyebiliyoruz da gelecek günleri bilemiyorum.
Sevgiyle kalın

4 Haziran 2009 Perşembe

KUZEN MELİSA

(NOT:Foto geçen yaza ait şimdi güzelliklerimiz biraz daha büyüdü:) :) :) :)

Varlığından haberdar olup,kucağıma alıp,mis kokusunu aldığımdan beri sevgisine doyamadığım canparem,maviş gözlüm, güzel yüzlüm, iyi kalplim, tatlı dillim, zeki yavrum, çalışkan tatlım..... canımmmmmmmm..........Kuzen Melisa(benim yeğenim Burak'ın kuzeni)


Senin nezdinde tüm SBS öğrencilerine başarılar diliyorum.


Sen bizim göz bebeğimizsin.


Herşey için herkes için hayırlı bir sınav olmasını diliyorum.


Dualarımız sizinle............

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Burak'tan Son Havadisler


Çooook özledim aslında ben blog arkadaşlarımı hem de çoooook.


Ama hiç zamanım yok.


Bilgisayarın bir tuşuna bile dokunmaya zaman bulamıyorum.


Eskiye göre çok farklı bir meşguliyetim yok aslında ama hep yoğunum, neden ben de bilmiyorum.


Biraz da bilgisayardan kaynaklanıyor, çok yavaşladı neden bilmem. Format atınca düzelir mi acaba?


Yada virüs filan mı?


Bir de ben doktorların radyasyona dikkat çekmelerinden çok etkilendim sanırım.

Telefonla bile eskisi kadar çok konuşmuyorum.


Gerçi biz konuşmasakta yakınımızdaki o ağdan korunmak mümkün değil ama...


...................

Bunun dışında Burakım çok iyi şükürler olsun.Büyümeye devam.

Havaların ısınmasıyla gezmelerimiz de arttı.


Tonguçlara gittik geçen haftasonu cici evlerini görmeye. Siteleri bahçeleri çok güzeldi. Bahçeli bir evde çocuk büyütmek daha rahat görünüyor.


Ahmet Selim ve Annesini de görmek umuduyla kapılarını çaldık ama evde bulamadık.

Ayça önceden haber verecekti de benim gidişim kesin olmadığından haber veremedik. Böyle olunca da görüşme fırsatımız olmadı. Neyse kısmet belki başka sefere. (Ayça ile aynı sitede oturuyorlarmış ta...)



Burakım çok güzel cümleler kuruyor.


Okuldan gelince boynuma sarılıp özledim deyişi var ki çoooook tatlı ya.


Bir de dilinde "Portakal aldık, portakal aldık" diye bi cümle var, hiç vazgeçmiyor.

Ben ona pazardan ne aldık diye soruyordum, O da sayıyordu: "Portakal aldık, elma aldık....." diye.


Sanırım bu cümle ya da portakal sevgisi ağır bastı şimdi hep dilinde, portakal mevsimi geçiyor olsada biz her gün her an portakal alıyoruz.


Bana şirinlik yapmak istediğinde de aynı cümleye başvuruyor.


.................

Ayyy şimdi ben bu yazıyı yazarken de lazımlığına bebeklerini ayıcıklarını oturtup "ka.k.a" larını yaptırıyor.


_K.a.ka deldi mi?

_K. a.ka yaptı bebe.

_ K.a.ka yap ıkacam.

_ Bu yaptı, ayıcık ta yaptı.( yapanlar bir tarafa ayrılıyor)


................


İşte böyle benim minikim.

Eskiden daha çok koşar çoşardı şimdilerde biraz daha sakin. Hatta son zamanlarda çok fazla kucak düşkünü oldu. Azıcık yürüyüp hemen kucağıma almamı isityor.

Hatta almazsam önüme geçip oturuyor.

...................


Bir de ROCCO şekerleri çok seviyor.

Oğlum formuna çok dikkat ediyor sıfır şeker ya. ( bir de annesi edebilse :( :(


...................

Bir de yeni bebelerimiz var, minik minikler.
Domates, maydanoz, sarımsak, soğan.... ektik te. Çok zevkli bir iş.
Çiçeklerimize arkadaş oldular.
Çimlenmeleri büyümeleri çok güzel.
Canım sıkılınca hemen onların yanında alıyorum soluğu.
Keşke küçük bir bahçemiz olsaydı.
Ağaçlarımız olsaydı......
Ne güzl olurdu ya.


.......................

Son havadisler şimdilik bu kadar yakın zamanda yeni haberlerle görüşmek üzere.


Merak edip soran arkadaşlara teşekkür ediyorum.

14 Nisan 2009 Salı

AALAMA ANNE AAALAMA:(

Geçen hafta Perşembe günüydü.
Eve geldim.
Olağan iş trafiğinin arasında perdeler, pazar... vardı.

Nedense garip bir neşe ile şarkı söyleyerek perdeleri astım.

Benim bir huyum da sevdiğim şarkı sözlerini sevdiğim kişilerin adlarını kullanarak değiştirmektir.
Malum YAVRU KUŞUMUN sevgisi şüphe götürmez.

Bir taraftan perdeleri asıyorum, bir taraftan pazara da gideceğimi düşünüp telaşlanıyorum hafiften ve bir taraftan da YAVRU KUŞUMA "Suzan suziiii... " türküsünü "BURAK BURKİİİİ" diye kendi bestem ve güftemle söylüyorum.

Herşey çok güzel "BURAK BURKİİİİ" nameleriyle YAVRU KUŞ ta ritm tutup eğleniyor filan.

Anlık bir ses değişimi oldu, hani eskiden kasetçalarlarda kaset sarınca tuhaf bir ses çıkardı onun gibi. Ardından pat çat güüüüm.

V ee ağlamaklı bir ses "Ayağııııım" diye bağırdı.

................
Amaneyn ne olduğunuda kestiremiyorum; ayağıma birşey oldu, ayağıma birşey oldu diye bağırıyorum, ağlıyorum.

Bir anda ayağımın alt kısmına baktım, bir miktar açılmış, kanıyor.
Daha da çok ağlamaya başladım.

Bu arada ritm tutan "BURAK BURKİİİİ" de ağlamaya başlamasın mı. Napıcamı şaşırdım.
Arada ağlamayı kesip yanıma geldi "AAALAMA ANNE AAALAMA" diye teselli etti beni.
Canım yavrum benim, YAVRU KUŞUM benim.
Bir süre birbirimizi teselli ettikten sonra baba kuşu aramak aklıma geldi. Telefonu almak için ayağımın üstüne basamıyorum.
Neyseki YAVRU KUŞUM, can yoldaşım annesine telefonu getirebildi.

Baba kuş eve gelince okuldan arkadaşımın babası sağlık memuru ona bir pansuman yaptırsak yeter diye düşündüm ben.
Gittik ama Emin ağbi:"Belli olmaz kırık olmasa bile yine de alçı gerekebilir hastaneye gitmek en iyisi" diye uyarınca soluğu hastanede aldık.

.............
Offf....
Acil çok feci biryermiş. Hani Allah düşürmesin eksik etmesin sözünün tam karşılığı.
İki saniye içinde bir sürü olayla karşılaştık.
Bir ara ben kendi acımı bile unuttum.
.......
Neyse film çekildi, kırık çıkık türü bişey yok.
Üzerine basmamam için uyarıldı ve ayağımın ön kısmında oluşan açıklık için her gün pansumun önerildi.
Ağrı kesici ilaçlar verildi.
İlk gece eve gelince ben sabahı edemem diye düşündüm ama belki de ağrı kesicilerin etkisiyle de çok rahat bir gece geçirdim.

Üzerine basmadıkça oldukça iyiyim ancak üzerine basınca canım hala yanıyor.

.............
Hafta sonuyla beraber beş gündür dinleniyorum, annem de geldi ohhhh ne güzel bir dönem diycem nerdeyse ama yarın okul var.
Hiç gitmek istemiyorum ya.
..............
İşin bir ilginç tarafı da o gün okulda öğrencilerime bana 1Nisan şakası yaptıkları için hastalıkla ilgili bir şaka girişiminde bulunmuştum.(pek inandıramasamda)
Akşamı gerçek oldu.
Arkadaşlardan birine de keşke biraz tatil olsa dinlenmeye çok ihtiyacım var diye dert yanmıştım.

Tüm bunların ardından tuhaf bir tesadüf müydü bilmiyorum ama beş gündür anne refakatiyle evdeyim.

.................
Ayrıca güzel olan bişey daha vardı, arayan arkadaşlarım, öğrencilerim, velilerim......
Ayyyyyyyy sevilmek ne güzel şey.
Sevmekten de güzel.........
.......
Hasılı geride güzel anıları olan bir kaza olmasını ve kalıcı tek izlerin bu anıları olmasını temenni ediyorum.
Ve yanımdaki CANYOLDAŞIM, YAVRU KUŞUM için Rabbime şükrediyorum.

Herkese kazasız belasız günler diliyorum.

Sevgiler

6 Nisan 2009 Pazartesi

BURAK'TAN PAZAR LİSTESİ

_Annem pazardan ne aldık?

_Poooğtaka ağğdık. (portakal aldık)



_Başka ne aldık?



_ Bakkaş aaaama ağğdık.( Başka elma aldık.



_Buz aağğdık.(muz aldık)



_ Çiku ağğdık.( çikolata aldık. => Zaten onu almazsak olmaz)



_ Batades ağğdık.(Patates aldık.)



_ Limoo ağğma.( Limon alma.)