Lilypie Kids Birthday tickers

7 Ağustos 2010 Cumartesi

MAVİŞİM...

Üç senedir yemeyip içmeyip, gezmeyip tozmayıp, çılgınca dersane ve okul yollarında koşup, kendini feda eden güzel yeğenim hedefine ulaştı.

Canımmmm....

Bizleri çok mutu ettin. Özellikle öğretmen teyzeni çok gururlandırdın.

Haberi birlikte almış olmamız ayrıca bir mutluluktu, yanında olup gözlerindeki mutluluğu okumak ayrıca güzeldi.

DİLERİM,
Hayatın hayırlı bir yoludur bu okul senin için,

DİLERİM,
Daha nice hayırlı kapılar açman için bir anahtardır,

DİLERİM,
En güzel anıların, tatlı düşlerin yuvası olur bu okul,

DİLERİM,
Bilgine bilgi kattığın, BİLGE olduğun yer olur,

DİLERİM,
Kalbin huzur bulur,

DİLERİM,
Güzel bir mesleğin ilk adımı olur,

DİLERİM,
Alenin gurur kaynağı olur,

DİLERİM,
Gülen gözlerinin neşesi olur.

TEBRİK VE TAKDİR EDEREK ÖPÜYORUM SENİ .........MELİSA BİLGE DİNÇER........

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Dalları Bastı Kiraz

Aradan aylar hatta mevsimler geçmiş. Zaman ne çabuk ne hızlı geçmiş... Ah giden ömürden gitmiş. Geçsin ama bitmesin ömrümüz; mümkün mü?

........
Burak görüldüğü üzre büyüdü bir hayli. Kendi tabiriyle "Ağaç gibi büyüdü"
Artık bedensel büyümenin yanında,sosyal,ruhsal yönden de büyüyor. Özellikle de sosyal yönden fazlaca büyüyor.
...
Tanıyıp tanımadığı, arkadaş, dost, yabancı, aşina.... hiiiç önemli değil. Onun için herkes DOST.
Herkesle bir bağlantı kurma yöntemi var kendince. Öylesine de rahat ki bunları yaparken. Bazen şaşırtıyor beni ve etraftaki herkesi.
.........
Bugün pazara gittik birlikte Çarşamba- Fatih.
Buraklı pazar çok ilginçti tabi. Üstelik konuşacak bu kaadar kişi ve üzerine konuşacak bu kadar çok şey varken:) Sucu oldu bir ara SOĞUUUUUUK SUUUUUUUUU diye bağırdı.
Bir ara huysuz oyuncak isteyen ağlamaklı bebek.....
Bir ara annesinin yardımcısı oldu....
Bir ara uyuklayan kedi......
Bir ara simitçi arayan arayıp bulamayan kuzusu........
Normalde yemediği herşeyi yemek isteyen bir oburcuk olarak bile çıktı karşıma bir ara.
.........
Tatilde olmanın keyfiyle gezdik pazarı, acelesiz.
Tek sorun sıcaktı.
.....
Ama Çarşamba pazarı çok ucuz kardeş. Tam bir pazar yani. 1 liranın ne kıymetli olduğunu hissettim bugün:)

SEVGİYLE

13 Ocak 2010 Çarşamba

KARDAN ADAM YAPALIM

Geçenlerde gece yağan karı görünce Burak hemen bağırmaya başladı:
_Anne hadi kardan adam yapalım.
Oysa yağan kar ne yerde kaldı,ne elde. Eridi gitti.
Yumurcaktan arkadaşımız Kayyu'dan öğrendik tabi biz bu kardan adam yapmak için her gün pencerenin önünde beklemeyi.
....
Çocukluğum kar yağışının bol olduğu(Edirne) bir memlekette geçtiğinden hiç aklıma gelmezdi karı özleyeceğim.
Ama özlüyoruz ve bekliyoruz.
Herşey zamanında güzel,inşallah hayırlısıyla yağar da minicik bile olsa bir kardan adam yaabiliriz.
.....
Yukardaki de gerçeğini bulamayanlar için plastik ,kandırmaca bir kardan adam..
....
Burakçığım son günlerde yumurcak hayranı. Bayıla bayıla izliyor. Dediğim gibi Kayyu gerçek bir karakter kadar etkili hayatımızda.Hatta şu anda ben yazarken bile Onu izliyor.
Tabi mecburen biz de...Bazen lütfedip "Her zaman her zaman Yumurcak olmaz anne, biraz haber izleyelim" demez mi? :)

28 Aralık 2009 Pazartesi

AZICIK FELSEFE

Hayat ne kadar uzun,ne kadar kısa....
Hayat ne kadar sahte, ne kadar gerçek...
Hayat ne kadar tatlı, ne kadar acı...
Hayat ne kadar anlamlı, ne kadar anlamsız...
Hayat ne kadar yaşanası, hayat ne kadar çekip gidilesi...
.................
Ahhhh hayat ahhhh...
................
Şu haber bültenleri beni ne kadar yorar oldu. Yaşlandıkça ağırlaştı mı yükümüz,çöktü mü omuzlarımız, tükendi mi sınırsız tahammülümüz bilemiyorum. Yoksa dünyanın da mı gücü kalmadı,tüketti hepsini.
Bakıyorum bir yanda yediği yemeğe binbir türlü kulp takan insanlar, bir yanda açlıktan perişan olanlar;diğer yanda hastalıktan kıvrananlar,ilaç,hastane eziyeti çekenler, vatan için çalışanlar,ÖLENLER.....bir yanda vatan haini olanlar....
Bir yanda herşeyin ama herşeyin sahtesini üretenler...
Şöyle bir bakınca sahte rakı,imam,doktor,sahte süt, meyve, sahte ilaç.... ne bileyim akla gelen ne varsa.
Öyle yorucu ki.
Bu namussuzlukları yalan dolanları ihanetleri hainlikleri dışardan izlemek varolduklarını bilmek bile yorucu.
....
Hani herşey güzele gidecekti?
Türkiye kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olarak tanımlanırken, köylü milletin efendisi iken, ektiğine diktiğine güveniliyorken.... herşeyin sanayileşme ile birlikte daha iyiye gideceği refah seviyesinin artacağı söylenirdi.
Artık Türkiye kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi değil, sanayileşme hızlandı,gelişti.
Köylerde bile tarım ürünleri marketlerden alınır oldu. Her evde televizyon,telefon,internet v.s teknolojik donanım var. Hatta herkesin birey olarak bir evi var.
Annelerimizin anneannelerimizin anlattığı eski usul eltilerin ve kayınvalidelerin aynı evde yaşadığı dönem çoktaaan bitti.
Bırakın aynı evde iki elti yaşamayı artık birey olarak herkesin ayrı bir evi var.
........
Eskiden herkes aynı evde, aynı sofrada, aynı çanakta yemek yerken, aynı telefonu paylaşırken gelişen teknoloji herkese bir telefon,herkese bir ev, herkese birey olarak bir araba verirken neleri aldı götürdü?!
...
Teknolojiyi arada kaybetmek güzel olurdu çocukken elektrikler kesilince. Evde güzel bir hava olurdu. Elektrik olmayınca televizyon yok. Güzel bir sohbet başlardı en derininden, en tatlısından.
Gölge oyunları oynanırdı mum ışığında...Herkes biribirine daha yakın oturur,daha samimi olurdu:)
Ve bir anda elektiriğin gelmesiyle büyü bozulur herkes yine televizyondan iki yanını görmez olurdu.
Şimdi o günleri bile arar olduk.
Bilgisayar televizyonlu günlerde kalan minik boşlukları da doldurdu. Bize kalan ne bilmiyorum.
.........
Tabi bu akışın önünde durmak kendini soyutlamak mümkün mü, değil. Ama arada bir geçmişle bugünü ve geleceği kıyaslayınca çok yorgun hissediyorum kendimi.
....
Bazen dümdüz yeşil bir alanda karmaşadan uzak derin bir tefekküre dalmak hiiiiiç buralara gelmemek istiyorum. Bazen bir yağmur damlasının yere düşüşünü izlemek,bazen bir ağacın mevsimler boyu yaşadıklarını resmetmek, akan berrak suların içinde kaybolmak istiyorum.

Ahhh bazen ruhumu dinlendirmek içimdeki tüm kötülükleri geçmişte,hatta hiçlikte bırakmak iyilikle dolmak iyi olmak istiyorum.
.....
Arada bir bu dünyadan ve hayattan kısa bir mola istiyorum:)

18 Aralık 2009 Cuma

İN THE ARMY NOW!


Hüznün ağırlığı çöktü omuzlarına önce. Eller öpüldü, dualar edildi, yürekler buruk... Son bir bakışla sıcacık BABA OCAĞINI süzdü. O sert bakışlar yumuşadı,masum bir bebek oldu sanki.İnanılmaz bir nur sardı yüzünü... Boynundan çıkarıp al bayrağı sonraki yolcuya devretti.Gururla okudu İstiklal Marşını. Gözyaşları sel oldu,yürekler çoştu.

......

Bir an durdurmak istedim zamanı,geriye döndürmek belki. Hayat kaynağımızın hayatta olduğu günlerden birgün olsun istedim gidişi.

.........

GİTTİ.

Kalbimden yüreğimden ciğerimden bir parçayı da alarak GİTTİ. ..

Rabbim sağsalim dönüşünü görebimeyi de nasibetsin. İyilerle ve iyiliklerle karşılaştırsın.

ALLAH KAVUŞTURSUN bizi... ve tüm ayrı kalanları. CANIM KARDEŞİM ASKERLİĞİN HAYIRLA BAŞLAYIP HAYIRLA BİTSİN İNŞALLAH.

(Uzun zamandır uzak kaldığım blog arkadaşlarıma sevgiyle...)

1 Kasım 2009 Pazar

FARMVİLLE

Son günlerde beni benden alan, içimdeki çiftçiyi açığa çıkaran, bahçe özlemimi sanal da olsa hafifleten oyun...

Nasıl başladım nasıl oldu bilemiyorum ama oldu.

Çok zevkli.

Sanal ortamda çilekleriniz dakika dakika büyüyor, yetişiyor, satıp para kazanıyorsunuz.


Paranız arttıkça bahçeniz genişliyor filan, gerçekliğe yakın olması bağlayıcı oluyor.

Uygulama facebookta oynanıyor.
Eğer ilgilenen varsa NEİGHBOR (komşu) olabiliriz:)

Dünyada da ahirette de iyi neighborlar dilerim herkese.(Malum ev alma neighbor al demişler......)

24 Ekim 2009 Cumartesi

TÜRK SANAT MUSİKISİ:)

Üstelik gitar eşliğinde:)

....................
Seminer döneminde okulda çekilmiş bir fotosu YAVRU KUŞUN.
..................
Nar tanem nur tanem bir tanem azcık hasta oldu. Burun akıntısı ve öksürük vardı, şimdi daha iyi çok şükür.
.................
Eve geldiğimde kapı açılınca ÇOOOOOOK ÖZLEDİM diye koşan bir bekleyenimin olması hem çok hoşuma gidiyor, hem de içimi burkuyor.
.
Geçen sabah 6:45 gibi evden çıkarken arkama dikilmiş sessizce: ANNE BENİ DE DÖTÜR demez mi?
.
Oyyy oy içim eridi. Ne zor bu ayrılıklar...
Nereye gidiyorsun, gitme aşamasını geçti anladı ki annenin kalacağı yok bari o da gelsindi. Yavrucuğumun bulabildiği çözüm.
................................
Burak:
_ Bak baba bak annem ne yapmış?
Baba:
_Ne yapmış oğlum?
_Köftenin içine çiçek koymuş.
(Çiçek dediği de maydanoz)
..............................
Eve yorgun ve uykusuz gelen annenin kanepede gözleri kanlamış bitkin olduğunu gören Burak:
_ Anne annneeee ağlama, üzülme.
_Ağlamıyorum oğlum.
_Ağlıyorsun işte bak gözün ağlamış. Ama ağlamasana.
_Tamam ağamıycam annem.
(teselliye devam)
_Ben seni hiç bırakmıycam annecim, hep yanında olcam, tamaaaam mı?
...............................
Babasını uyandırmaya ikna edemeyen Burak annesini uyandırıp kaldırınca:
_Bak baba annesi çok akıllı bak nasın kalkıyo gördün mü nasın kalkıyo?
..............................
Akıllı mı fedakar mı?
Tüm akıllı annelere sevgiyle.....