Lilypie Kids Birthday tickers

11 Aralık 2008 Perşembe

Çocukta Dil Gelişimi Evreleri


Ağlama Devresi: (0-3 ay)


Bebekler ağlarken çeşitli sesler çıkarırlar. Bu sesler ileride konuşmada kullanılacak seslere temel teşkil eder. Bu dönemde bazı ünlü ( o,u, a) ve ünsüz( n, g, m) sesleri ağlarken, esnerken, çığlık atma sırasında, homurdanma şeklinde çıkardıkları görülür.



Babıldama Devresi: ( 3-6 ay)


Bebekler bu aylarda ünlü ve ünsüzleri birlikte çıkarmaya başlarlar. Örneğin baba, mama,dede gibi. Bu sesler ilk kelimeleri oluşturaya başladıktan sonra da devam edebilir.



Çağıldama (heceleme) Devresi: ( 6- 12 ay)


Bebeğin konuşma ile ilgili organlarının oluşması ile bebek artık ilk hecelerini çıkarmaya başlar. Bir yaş civarında ilk kelime ortaya çıkar.Bu dönemin sonlarına doğru artık çocuklar kendi ana dillerinin vurgulamalarına benzer tonda sesler çıkarırlar.



Tek Sözcük Devresi: ( 1-2 yaş)


Konuşma açısından kritik bir dönemdir. Bu dönemde çocuğun ilgisi konuşmadan çok çevreyi keşfetmeye yöneliktir. Çocukların çıkardığı tek sözcükler önce çok anlamlıdır. Bir sözcükle pek çok şeyi anlatmaya çalışırlar. Bunun başlıca sebebi çocukların nesnelerin adlarını bilmemeleridir.



Kelimelerin Birleştirilmesi Dönemi: ( 1,5 – 2 yaş)


1,5 – 2 yaş arası çocuklar iki kelimeyi arka arkaya söyleyerek cümlecikleri kurmaya çalışırlar. 2 yaşından sonra ise iki kelimeyi birleştirerek basit cümleler kurmaya başlarlar.


2,5Yaş civarında kelime hazineleri ortalama 300 civarındadır ve gramer yapısı da hızla gelişmektedir. 2,5-4 yaş arasında sürekli soru sormak ve konuşmak ister. Bu dönemde çocuk çok şey söylemek isteyip de sözcükleri hemen bulamadığı için zaman zaman konuşmanın akıcılığında tutulma görülebilir.Zamanla 3-4 yaş ve daha fazla kelimelerle cümleler kurabilen çocuklar, 5 yaşında artık duygularını,isteklerini rahatça ifade edebilecek, karmaşık bir gramer yapısını kullanabilecek duruma gelmişlerdir.Fakat yine de çocuklar arasında bireysel farklılıklar görülebilir.


Dil gelişimi hususunda ana babaların şu hususlara dikkat etmeleri gerekir: · Çocukla bol bol konuşunuz ve sizi dinlemesini sağlayınız. · Çocuğu konuşturunuz ve dinlediğinizi hissettiriniz. · Konuşma hatalarını anında düzeltiniz ama asla zorlamayınız. · Çocukla birlikte bol bol kitap okuyunuz.


Çocuk Edebiyatı/Mustafa Ruhi Şirin

8 Aralık 2008 Pazartesi

GÜLEN YÜZLER OLSUN


İçimizdeki tüm güzelliklerin ortaya çıktığı,
kalbimizin dolup dolup taştığı,
mutluluktan kabına sığamadığı,
yeşillerin en yeşil baharların en taze olduğu,
yavruların ana kucağına sokulduğu,
anaların yavru özlemini dindirdiği,
göçenlerin rahmet edildiği,
sofraların bereketlendiği,
hüzünlü, buğulu gözlerin güldüğü,
merhametin bol olduğu,
şükrün çok olduğu,
gariplerin hatırının sorulduğu,
umutların dirildiği,
cennetin kokusunun duyulduğu,
kırgınlıkların unutulduğu,
sevgilerin damla damla çoğalıp deryalar olduğu,
gidilen yolun sonunda yarin olduğu,
açılan ellerin dolduğu,
verilenlerin kabul olduğu,
çiçek çiçek miss gibi,
güzelliklerin en güzeli gibi
GÜLEN YÜZLERİN OLDUĞU BİR BAYRAM OLSUN.

4 Aralık 2008 Perşembe

ÇİLEK TOHUMUM








Çilek Tohumu


Ben hayatımda hiç çilek tohumu görmedim.

Bu yüzden sana bir ad verseydim Çilek Tohumu derdim.

Senin gibi güzel olduğunu hayal ederek

Kalbimi verirdim ona

Ruhumu bağışlardım önünde

Senin düşlerimdeki Çilek Tohumu olduğunu hayal ederek!

Bora Eke

29 Kasım 2008 Cumartesi

EĞLENELİM DEDİK

Alperen, Aslı ile Yavru Kuş biraraya gelirse....



Bu fotoda da udi hanımın yanında Burak vardı, vardı ama yakalayabilene.
Çok güzel saatler geçirdik,eğlendik.
Şarkılar türküler...
Bendeniz hastaydım ama hasta hasta Gül arkadaşıma eşlik edip oynadım bile(hatırı için canım yoksa hiç sevmem oynamayı:) :) )
Ama Gül öğretmenin de hiç oynayası yokmuş: ) Zordan zordan bir oynadı bir oynadı, döktürdü.
Dönüşte Burakla beraber biraz erken kalktık, yürüyelim dedik ama yağmur yürüyüşümüzü kısa kesti.
Burak yürürken uyumaya başladı bir de. Kamera şakası gibiydi.Katıldım gülerken. Yavru kuşum benim çok çok tatlıydı. Hem yürüyo hem elindeki kalemi düşürmemeye çalışıyor hem de arada gözleri kayıyor uyuyacak nerdeyse.
Uyku saati olmasına rağmen o neşeli ortamı bırakıp uyuyamadı tabi orda.
Hani komik resim sayfalarında yemek yerken filan uyuyanlar varya onlardan daha da komik. Yürürken uyuyan YAVRU KUŞ.....
Bir ara kucağıma aldım, hemen göz kapakları gitti, elindeki kalem yere düştü. "ıhhh düşti, düşti" diye açtı gözlerini.
Yere bıraktım açılır gibi oldu sonra bir iki adım sonra yine aynı şey. Gözler kayıyor...
Ayy sabahki eğlenceden çok YAVRU KUŞUN yoldaki haline gülüp eğlendim.
Canım benim,biricik oğlum, bitanem, UYKU KUŞUM(evde uyutamıyoruz ama:) )


25 Kasım 2008 Salı

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ


Öncelikle günümüzü kutlayan arkadaşlara çok teşekkür ediyorum(YASEMİN, ŞENGÜL, AYŞE, MUKO, KAAN-SEVİL)
....................................
Mustafa öğretmenin tayini çıkmış,küçük şirin bir köye gitmişti.
Köye gidince köyün muhtarı gel de gel bize, diye tutturmuş. Öğretmen o geceyi muhtarın evinde geçirmiş. Tabi evde köy halkı toplanmış , merak içindeler yeni öğretmen nasıl biri diye. Merakla bakan gözlere "güne bakan" tarlalarını anlatıyordu. Evet evet yeni öğretmen Trakyalıydı. Günebakanların yetiştiği yerden.
Muhtarın oğlu Doğan, yeşil gözlü, keskin bakışlı ve köyün en afacan çocuklarındandı. Bu yıl okula başlayacağı için annesi çok seviniyordu. Çünkü Doğan evde kimseye rahat vermiyordu. Komşunun tavuklarını kovalar, kedilerin kuyruğuna teneke bağlardı. Babasının hayvan otlatırken kullandığı kızılcık sopasını at yapar,köy meydanında koşturup dururdu. Okula başladığında Mustafa öğretmeni epey yoracağa benziyordu.
Mustafa öğretmen lojmana yerleşmiş, Doğan okula kaydolmuş okuma yazmaya geçmişti bile.
Köy halkı öğretmeni çok sevmiş, Onun ihtiyaçlarını elden geldiğince karşılamaya çalışıyorlardı.
Köye bahar gelmiş, kışlık giysiler yerini baharlıklara bırakmaya başlamıştı. Mustafa öğretmen de kalın yün çoraplarını çıkarmış ince çoraplarını giymişti. Çorabındaki küçük deliğin farkında bile değildi.
Doğanın babası o hafta kasabaya alışverişe gidince Doğan için de bir çift çorap almıştı. Eve geldiğinde Doğan bu hediyeye çok sevindi ama büyük bir eksiği vardı bu çorapların.
Eline aldığı makasla çorabın eksiğini gidermeye çalışırken annesine yakalandı.
Annesi:
_ Oğlum napıyorsun neden kesiyorsun?
Doğan:
_ Ama anne bunu kesmeyi (ökçesini göstererek) unutmuşlar, öğretmeniminki kesikti.
................................
Tüm yavrulara herşeyimizle en doğru şekilde örnek olmabilmek ümidiyle.

20 Kasım 2008 Perşembe

PSİKOSOSYAL GELİŞİM DÖNEMLERİ




Son okuduklarımdan kısa alıntılar:




(0-18 ay)


TEMEL GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİK


Bebekler hayatlarının ilk birkaç ayında etraflarındaki dünyaya güvenip güvenemeyecekleri konusunda bir izlenim edinmektedirler. Bu güven duygusu başkalarının güvenilir ve tutarlı olduğunu bilme duygusunu ifade eder. Bebekler annelerinin davranışlarında güvenebilirlik sezdikleri zaman onlara karşı temel bir güven duygusu geliştirirler. Örneğin, bebek ağladığı, acıktığı veya altını ıslattığında hemen rahatsızlığı giderilebiliyorsa annesine güvenebileceğini anlar. Buna karşılık bebek ihtiyacı olduğu zamanlarda annesini yanında bulamazsa ona karşı bir güvensizlik duygusu geliştirir.




......




İnşallah hepimizin yavru kuşları bu dönemi "Temel Güven" duygusunu kazanmış bir şekilde atlatır.






SEVGİYLE KALINIZ.

17 Kasım 2008 Pazartesi

GECE BAHÇESİ





Severek izliyoruz.
Ailecek izliyoruz.
Bayılıyoruz.
Hatta ve hatta tüm apartman, mahalle, şişli, istanbul........ diye devam eden bir izlenme rekoru kırmak üzere TRT:)
Kahramanlarımız MAKA PAKA, APSİ DEYZİ, İGIL BİGIL, NİNGİ NONG......
Hele o çıkardıkları sesler:) Kaynadım ilk izlediğimde. Şimdilerde biraz alıştım hallerine seslerine, ilk izlediğim kadar kaynamıyorum.
"YAVRU KUŞ" çok beğendi.
Normalde hemen sıkılır geçerdi ama onları daha uzun süre izliyor.
Onların yaptığı hareketleri de hemen öğreniveriyor. Az önce de ningi nong dönüyor YAVRU KUŞUM da eliyle çevirme hareketi yapıyor.
İzlemek isteyenler için TRT ÇOCUKta saat:20:30 ve sanıyorum gündüz 12:30 da da varmış.
İYİ SEYİRLER